07 Eylül, 2024

Abık Sabık İndeksler, Selçuk Şirin ve düşündürdükleri, Ahlak, Kendime Yazılar

Bugün market alışverişine gitmem gerekti. Alışverişi tamamlayıp kasaya gelirken bir sahne karşıma çıkınca, kendimi tutamadım düşünmeye başladım, izin alıp fotoğrafını çektim.

 
Fotoğraf Çekim tarihi 07/09/2024 (Xxx Market)


Sonra düşündüm, ekonomi iyiye mi gidiyor kötüye mi? Yoksa sabit mi?

Ekonomi hakkıda çok net olmayan fakat gittikçe popülerleşen;

gibi indeksler var.

İlk aklıma gelen bunlar oldu. 

Peki yukarıdaki resme bakarak ne düşünmek gerek?

Bir ekonomist arkadaşım var, çektiğim resmi ona iletip biraz sohbet ettik. İz ve işaretleri okumaya devam ettim yol boyunca.

Özeti:

Belirli bir gelir ve servet düzeyinin üzerindekiler için son 10 yıl çok iyiye gidiyor. Altındakiler için ise "hayal edilemeyecek derecede kötüye gidiyor" diye biraz popülist bir yorum yaptığını söyledi. Örneğin enflasyon %80'lerden %50'lere hız kesti (tartışılır) fakat ücretle geçinen ve temel ihtiyaçlarından başka şeye para harcamak istemeyenlerin imkânları halen daralıyor.

O yüzden yukarıdaki resim de çok alakalı bomba bir yorum geldi.
Misal atasözü: "Fakirin karnı doyunca Xxxxx kalkar" Fakirin karnı doymuyor özetle. Xxxx verecek para yok demek ki korunma stoğu birikmiş, eritmek için kampanya başlamış. 

Katılmamak elde değil. 

Günün sonunda yapılan kampanyalar genelde satış artırmaya veya stok eritmeye yönelik. Bu ise keyif konusunda para harcama ile doğru orantılı... Gerçi hoş, kaç kişi kullanıyor diye de düşünmek gerek.

Dönüş yolunda, gözüme çarpanlar ise daha farklı olaylar oldu.

 
 


Yukarıdaki fotoğraflar yolda çekildi. Olasılıklar:
  • "Aslında bunların hepsi çöpte idi. Çöp karıştıranlar tarafından dağıtılmış gerekli olanlar alınmış ve dağınık şekilde bırakılmıştır." Evet bu doğru olabilir. Bende defalarca karşılaştım, Sabahın köründe Mülteci olarak gelen kişilerin kağıt veya nitelikli çöp toplayanlar tarafından dağıtılan çöpleri görüp uyardığımda, laf dalaşına girmek durumda kaldım. Daha sonrasında benzer durumlarda çöp atanları uyaranların bıçaklanmaları okuduk gazetede. 
  • Atan çoğunu çöpe atmış, diğerlerini uğraşmamış bırakmış gitmiş. Olabilir bu da olasılık dahilinde. Çöpün kenarında çöpünü yere atan bir toplum olduk ta denebilir.
Bir çok olasılık oluşturabilirsiniz.

Bunlar da -yeniden okumaya başladığım- Selçuk Şirin'in "Bir Türkiye Hayali" kitabındaki iki farklı bölümü aklıma getirdi.

Birincisi:  Mülteci sorunu, eğitim alamayan ve sonunda toplumumuza entegre olan kişiler.

İkincisi : Ahlak. Uyarmak ve gördüğün halde uyarmamak arasındaki tereddüt. Bananecilik boş vermişlik.

Bu iki konu 23-61. sayfalarda irdelenmiş, bugün de baktığımda buradaki iki durumda katlanarak çoğalıyor.

Hele hele bizim görmediğimiz Şanlıurfa, Hatay, Adana ve Gaziantep gibi göçten dolayı ilk dalga mülteci akımını alan illerde nasıldır? Kim bilir?

Bu bile toplumu ikiye bölen taraflaştıran konuşmaların olduğu fikir ayrılıklarına yol açan, mültecilerin çalışması/gönderilmesi vs. gibi onlarca konuyu doğurmuştu.

Bu durum aslında iki durumu "Kampanya ve Çöp Sepeti" fotoğrafları dallanıp budaklanıyor. İki farklı ve toplumu ilgilendiren Ekonomi ve Ahlak kavramlarını bir daha aklımıza getiriyor...

Markete gidip gelme zamanında 10 dakika içinde gördüklerimin özetini yaptım. Kendime yazı yazdım.


Not: Abık Sabık diye bir kelime yok, "Abuk Sabuk"tur o diyen arkadaşlar, Bu  Kıbrıstaki bir arkadaşımın lafıdır. Biz çok kullandık. Sizde her haltı düzeltmeye uğraşana kadar, başka şeyleri düzeltin... Mesela ekonomi, toplum, ahlak, eğitim vs. vs. vs. uzar gider.

28 Ağustos, 2024

Kahve ve Keyif Almak.

İster Türk Kahvesi olsun ister Espresso bazlı diğer kahveler, yanında su ile servis edildiğini gördüm.

Viyana’da bile kahve yanında su getirme geleneği var. (Eski tarihçesi bilmiyorum, kaldı ki ) Cafe Central’da 2024 Mayıs ayında kahve istediğimde yanında küçük bir bardak su ile servis edildiğini görünce garsona sordum. Ağzı temizlemek için deyince aslında Türk, Viyana ve Kahve kültüründe kahvenin su ile servis edilmesinin bir kültür dışında bir gereklilik olduğunu gördüm.

Arada kısa bir araştırma yapınca, iki tane güzel yazı karşıma çıktı.

İlki:

https://kahvebi.com/blogs/news/espresso-neden-su-ile-birlikte-servis-edilir?srsltid=AfmBOoq1ViHiR0Quic53u8dK8ldD9IgTo7YPXwNluSdpv9MtySqyBIPL

İkincisi : 

https://mocacocoffee.com/blogs/b/kahve-yaninda-neden-su-ikrami-yapilir


Gelelim yazıyı yazma motivasyonuma;

Duru’nun sınavı için Bomonti’ye geldik. Beklerken kahve içelim dedik ve daha önce de geldiğimiz Bomonti Ada’ya uğradık.

Geçen sabah 10:30 civarında geldiğimizde kahve biraz soğumuş geldi, yanında su yoktu. İstemek zorunda kaldım. Sonuçta kalabalık, bekleyen veliler çoğunlukta diye sineye çektik.

Bu gün yine geldik Café yi biz açtık diyebilirim. Tek müşteri biziz. Sipariş verirken, nazikçe, geçen sefer biraz soğuduğunu, bu sefer daha sıcak getirebilir mi? diye sordum ve yanında küçük bir bardak su verip vermediklerini sordum.  Yanında su vermiyorlarmış, suyu ekstra satıyorlarmış cevabını alınca fazla uzatmadım. Bir anlamda barista kültürüdür, kahvenin patronudur. Karışmamak gerek. Kimseye de aklımı verecek değilim. Bekledik…

Espresso yine soğumuş ve (rica üzerine) yanında su ile geldi. Getiren garson, makine ile masanın fazla uzak olmadığını yine de çok sıcak içmek istersek makinenin yanında servis edilmesi gerektiğini söyleyince; “Teşekkür ettim”

Aldı beni yine düşünceler...

Farkımız ne? Yurtdışındaki kahve veren yerler ile farkımız ne? Neden onlarda sıcak (sıcaklık göreceli kavramdır, yine de damak tadına güvenmek gerek)  geldiğinde bir kerede içilmezken, bizde neredeyse bir dikişte içilir kıvamda?

Derken beklemediğim bir durum oldu. Garson elinde yeni bir kahve getirip, "geçen seferkini telafi etmek istedik" deyip çok yerinde ve güzel bir jest yaptı.

Düşünceye devam ettim. (Allah aşkına okurken, bu kadar düşünme hasta olursun gibi düşünce içine girmeyin, iz ve işaretler karşıma çıkıyor ne yapayım)

Gerçekten Dünya üzerinde kahve kültüründe çok büyük etki ve izler bırakmış olan bir toplum olarak biz Türkler, kendi kahve kültürümüzden uzaklaşıyor muyuz?

Gençler kahveyi daha çok "Fast Food" tarzında mı tüketiyor?

Yeni nesil kahveleri artması ile bu kültür ne durumda?

Kahve Dergisi ( Temmuz 2024, S:17 ) makalesinde TÜİK verilerine göre 2012'den bu yana kahve tüketiminin dört kat artığı belirtilmiş.

3. nesil kahve firmalarının artması ile özellikle Y ve Z kuşaklarının günümüzde daha etken olması ile ICO'nun (Uluslararası Kahve Örgütü) 2008-2019 arası %193 artmış.

Kısacası çok daha fazla ileri giden bir piyasa var. Bir emlakçı gözü ile de irdelediğimizde, Bayim Olurmusun Fuar'ında Kahve Franchise verenlerin giderek artması da buna bir örnek. (bir zamanlar börekçiler, öncesinde ise çiğ köfteciler yoğunluktaydı)

Kendime yazıların bir tanesinin daha sonuna geldik.
bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

23 Ağustos 2024

Bomonti/İstanbul