23 Nisan Haftasında İstanbul'dan Amasra'ya kadar uzanan bir gezi yaptık.
Duru, Seçil ve ben ilk defa bukadar uzun bir yola çıktık.
Gezide yaptıklarımızı resim ve görüntülerle burada yayınlayacağım.
Özellikle Bartın'da ki balıkçıda yediğimiz balıkları unutamadım.
İnanılmaz güzel şekilde pişirilmiş birbirinden güzel sofraları sizler için fotoğrafladım.
Yakında görüşmek üzere
Neden Dünlük? Hani eskiden günlük tutulurdu ya, hiç beceremedim aynı anda yazmayı, an geçtikten sonra da dün oldu... Geçmiş zamanı ve fikirleri yazmak ta dünü paylaşmak oldu hep... Bende Dünlük adını verdim yazılarıma. Geleceği şekillendirmek için "dün"deki noktaları birleştirmek ve bir şekil çıkarmak için... Gelecek için.
23 Nisan, 2008
25 Mart, 2008
Bilinçaltı "Subliminal" Mesajlar
Subliminal mesajlar, yani bilinçaltına yönelik mesajlar.
İnsanlık tarihinde bilim hep vardı. Tekerleğin icadından, savaş
makinelerine, tıptan, ilerlemeye kadar insanlar bilim ile farklı yerlere geldi.
Zaten o yüzden yönetirken sevgiyi veya korkuyu kullanmıyormuyuz?
(bu da başka bir yazı
konusu aslında)
İnsan kolayı tercih etmeye meyillidir. Sevgi ile yöneteceğine,
kolayı seçip korku ile yönetmeyi seçmez mi?
Çocuğumuz yemek mi yemedi? Hemen sesini yükselt, ders mi
çalışmadı babana söyleyeceğim tehdidi savur, istediğini yapmadı mı?
Oyuncaklarını alacağını söyle…
Aynılarını iş hayatında yapmııyor muyuz? Kesinlikle evet, en
basit korku algılamamız işimizi kaybetmek. Araştırmacı abiler araştırmışlar ya.
Bir erkeğin hayatındaki en büyük stres nedenleri;
1. çocuğunu kaybetmek
2. işini kaybetmek, dolayısı ile para kaybetmek.
3. eşini veya başka yakınlarını kaybetmekmiş.
Bu araştırmayı duyduğumda düşünmüşümdür. Eş neden paradan sonra
gelir?
Aslında para kazanmaya o kadar
odaklanmışız ki, o olmadan hayatımız tamamen bitermiş gibi geliyor
sanırım.
2002 yılıydı, spor salonunda yaşlı başlı bir amca ile tanıştım,
hiç aksatmadan her sabah spora geliyor. Çalışmasını yapıyor gidiyordu.
Bir gün çalışma sonrası lafladık. “hep derler ya” dedi, “insan
para kazanacağım diye sağlığını kaybeder, daha sonra kazandığı paralar ile
kaybettiği sağlığını kazanmaya çalışır”. İşte o an anladım amcanın eski
sağlığını kazanmaya çalıştığını, bu tür durumlar bilinçaltımızdaki ata sözü
veya olayları tetikler ya. O an bir daha anladım zamanın ne kadar değerli
olduğunu. Bir daha anımsadı o müthiş atasözünü: demir tava gelir kömür biter,
akıl başa gelir ömür biter.
30’lu yaşlara merdiven dayadım. 3 lü rakamlı yaşkar insan
hayatında dönüm noktası demek onu fark etmeye başladım. Dolayısı ile kuşaklar
ve kuşak farklılıkları reklamcı, satıcı ve pazarlamacıların en çok
kullandıkları ve araştırdıkları konuların başında geliyor. Bizler X kuşağının
sonlarında dünyaya geldik. Zaman Y kuşağının olacak. İşte subliminal mesajlar
da bu noktada devreye girmeye başlıyor. Reklamcılar şimdiden bu kuşağa
bombardımana başladı bile. Bizim zamanımızda BONİBON vardı. Halen şarkısını
hatırlarım. Demek ki şimdiye göre bizim kuşakta daha azmış bu bombardıman.
Acaba öyle mi? J
Bilinçaltı mesajları (subliminal mesajları) denilince konu
derinleşmeye başlıyor.
Aslında Amerkika bunu biraz geç farketmiş. 1960 yıllarda çok ön
plana çıkmış. Almanlarda ise 1940 lı yıllarda Hitler’in Propoganda bakanlığı
bile var. Adam bunun önemini o kadar önce fark etmiş ki Nazi Partisi bu yolla
koca Almanyayı olduğu kadar dünyayı etkilemiş. (Kalaşnikof tüfeklerinin
atasının –esinlenildiğinin- MP43 olduğu düşünülürse J) Bir belgesel
kanalında II. Dünya savaşı ile ilgili bir seri belgesel izledim. Özellikle SS
askerlerinin yetiştirilmesi, propoganda filmler vs gibi materyallere bakarsak
Almanlar bu “subliminal” mesaj işini iyi abartmışlar.
Öyle ki SS aslerleri hem Siyah Üniformaları hem de hançerleri
ile kendi ulusları içinde bile bir korku imparatorluğu kurmuşlar.
Altyapı hazırlıkları film, fotoğraflar ve kendilerini üstün
görmeleri konusunda öyle abartılmış ki, gözlerini kırpmadan bile bile ölüme
gidebilecek hale gelmişler. Onurum cesaretimdir mottoları ise halen düşündürücü…
Bugün bile tam bilinemeyen eğitim detayları var. Belgeselde gösterilen
filmlerin içinde bol bol subliminal etkiler
göze çarpıyor. Meşalelerle yürüyen son derece disiplinli genç askerler, sadece
savaş konusunda değil etkileme konusunda da eğitilmişler.
Subliminal mesajlar konusu yoğun olarak II. Dünya Savaşı sırasında
kullanılmış gibi görünmekte.
Bunun dışında neler var?
Yoğun olarak satışta J
Satışın doğası gereği reklamlar, reklamlarda da 25. kare hep
karşımıza çıkıyor anlaşılan.
Bir de Amerikalıların bir lafı var “Sex Sells”: Seks Satar.
Aslında bu bilinçaltı mesajları son zamanlarda genelde seks içerikli
göze batan şeylerde görmeye başlıyoruz. Veya gözümüze sokuyorlar. Hatta çizgi
filmlerden sigara paketi üzerindeki deve figürüne kadar giden pekçok konu var.
Bu 25. kare konusunu daha sonraları bakmakta fayda var.
Tabi bir de rekler var hayatımızda etki eden.
Albert Einstein in siyah boyalı bir odada çalışması, sadece tek
tip siyah elbise giymesi çok ilgimi çekmiştir.
Amerikan polislerinin siyah giymesi, devlet adamı ve
politikacıların koyu renkleri tercih ederken genelde beyaz gömlek giymesi.
(Tayyip Erdoğan’ın takım elbiselerine dikkat edin. Cem Uzan’ın siyasi konuşmalarına
dikkat edin, hep beyaz gömlek vardı. İçinde fanila-atlet olmayan, kravatsız,
bileklerini açıkta bırakan beyaz gömlek. Bir de ver coşkuyu 10. Yıl Marşı…) Cem
Uzan’a ak pak bir yapı sağlamadı değil…
Benzer renk kullanımları TV lerde de görünmekte. Yurt dışı
kaynaklı belgesel ve sunumlarda, genelde tek kişi ile röportaj yapılıyorsa
siyah fon heme gözüme çarpıyor.
Tv de karşımızda eğer bir kişi varsa, fikirleri alınırken siyah
bir fonda kişi ile görüşmeler yapılması, izleyenleri konuya ve kişiye
odaklamakta.
Bizim Türk Tv lerinde ise esas kişi konuşurken, arka fonda renk
cümbüşünü düşündüğünüzde konudan neden bu kadar kısa zamanda uzaklaşıldığını
anlıyormusunuz şimdi? J
Not: şimdi merak ediyorsunuzdur bu yazı neden mavi renk?
(R-G-B=0-0-128) J hadi bir araştırın
bakalım. Neden siyah yerine, mavi renk yazı?
17 Şubat, 2008
Susesi Otelin adı Neden SUSESİ?
17 Şubat 2008 pazar sabahı 8'e çeyrek kala kalktım.
Bir önceki geceden yorgun olmama rağmen güzel bir sabahtı.
8:45 civarlarında otelin havuzuna indim.
Topu topu 2 kişi vardı...
Yarım saat havuzda yüzdükten sonra, doğru saunaya gittim.
Zaten tek başımayım içerisi 87 dereceye attım havluyu uzandım.
İnanılmaz bir rahatlama, saunada tekbaşıma 15 dakika geçirdikten sonra şok duşu (orijinal adı nedir bilmiyorum ama bu adı ben taktım şimdi) girdim.
Allahım olmaz böyle bir duygu, 30 saniye zor dayandım. Zamanı saymak ta zor. 1 deyip bir vuruşu bir ayak vuruşu, ardından 2 el ayak derken 30 da tüm soğuk suyu kapadım. Dışarı çıktığımda ise halen sıcak sıcak terliyordum.
İki bardak ılık su içtikten sonra da 15 dakika buhar banyosu...
Çoktandır bu kadar terlememiştim.
Amaaaa sonrasındaki keyif herşeyi tamamladı. Doğru hamama.
Ortalık bomboş tek ben varım. Sessizliği tarif edemem. Tek ses 2-3 saniyede bir damlayan bir damla suyun sesi ve akisleri. Çoktandır bu kadar huzur duyduğumu hatırlamıyorum...
Demek ki ara sıra insanın böyle tek başına kalması gerekiyormuş...
O an aklıma geldi, gerçekten 'Susesi Otel' ne demekmiş anladım...
Yıkanıp paklanıp giyindikten sonra kahvaltı için aşağı inmem 11 oldu.
Tabi kahvaltı bittiği için, bir tek garsonlar vardı.
Otelin çalışanları konuksever insanlar, sorumlusu sağolsunlar bir tabak, talaş böreği, su böreği, açma, ıspanaklı börek verdiler, bir de ılık bir bardak çay ile onları bitirmişim ki keyfimi, kelimelerle anlatmama imkan yok...
Böyle biryere ara sıra kaçmak gerek sanıyorum.
Hakan ŞENGÜL.
17 Şubat 2008
Susesi Otel Hayal Kafe...
Bir önceki geceden yorgun olmama rağmen güzel bir sabahtı.
8:45 civarlarında otelin havuzuna indim.
Topu topu 2 kişi vardı...
Yarım saat havuzda yüzdükten sonra, doğru saunaya gittim.
Zaten tek başımayım içerisi 87 dereceye attım havluyu uzandım.
İnanılmaz bir rahatlama, saunada tekbaşıma 15 dakika geçirdikten sonra şok duşu (orijinal adı nedir bilmiyorum ama bu adı ben taktım şimdi) girdim.
Allahım olmaz böyle bir duygu, 30 saniye zor dayandım. Zamanı saymak ta zor. 1 deyip bir vuruşu bir ayak vuruşu, ardından 2 el ayak derken 30 da tüm soğuk suyu kapadım. Dışarı çıktığımda ise halen sıcak sıcak terliyordum.
İki bardak ılık su içtikten sonra da 15 dakika buhar banyosu...
Çoktandır bu kadar terlememiştim.
Amaaaa sonrasındaki keyif herşeyi tamamladı. Doğru hamama.
Ortalık bomboş tek ben varım. Sessizliği tarif edemem. Tek ses 2-3 saniyede bir damlayan bir damla suyun sesi ve akisleri. Çoktandır bu kadar huzur duyduğumu hatırlamıyorum...
Demek ki ara sıra insanın böyle tek başına kalması gerekiyormuş...
O an aklıma geldi, gerçekten 'Susesi Otel' ne demekmiş anladım...
Yıkanıp paklanıp giyindikten sonra kahvaltı için aşağı inmem 11 oldu.
Tabi kahvaltı bittiği için, bir tek garsonlar vardı.
Otelin çalışanları konuksever insanlar, sorumlusu sağolsunlar bir tabak, talaş böreği, su böreği, açma, ıspanaklı börek verdiler, bir de ılık bir bardak çay ile onları bitirmişim ki keyfimi, kelimelerle anlatmama imkan yok...
Böyle biryere ara sıra kaçmak gerek sanıyorum.
Hakan ŞENGÜL.
17 Şubat 2008
Susesi Otel Hayal Kafe...
Turkcell Antalya Susesi Otel.
Turkcell Kurumsal toplantısı için Antalyaya geldik.
Susesi otel diye bir yerde kalıyoruz. Otel güzel nezih ve büyük. Yemekleri, ikramları da güzel.
Günden güne daha çok 'Polyanna' yı anlamaya başladım.
Kaldığımız oda tekerlekli sandalye kullanan kişilere uygun dizayn edilmişti. Küveti yok, giriş katı vs vs gibi özellikleri var, amaç sadece uyumak ve konaklamak olduğuna, engelli olmadığım için şükrettim ve odayı sevmeye başladım.
Aslında kullanım kolaylıkları da yok değil. Klozetin yanında tutunma demirleri var, duşa girerken eşyaları koymaya yarıyor...
Organizasyon çok güzeldi.
Özellikle Cuma gecesi RIM eğlencesini unutamayacağım.
Her ne kadar bitkin olsam da 23 te Seçille konuştuktan sonra uyuyamadım, arkadaşları bi kolaçan etmek için gittim ben de kaldım... Gerçekten de 'Bay J' gösterisi güzeldi. Parçaları da çok güzeldi... Uzun süreden beri böyle keyifli bir gece geçirmemiştim güzel oldu...
Yönetici olmak bazen kolay bazen zor.
Hele hele sorumluluklarınızı yönetmeyi becerebilmek ise başlı başına bir beceri.
Bu çalışma gezisi bana yine pekçok şeyi öğretti/hatırlattı.
*Bazen görüp ama görmemeyi.
*Çalışma arkadaşların için ufak tefek jest ve kolaylıklar yapmayı ve bunu göstermemeyi.
*Grup içindeki davranışları inceleyip yorumlamayı, gelecekteki davranışlar için altyapı hazırlamayı.
*Eğitmeyi.
*Sert olmadan, çok ta yumuşamadan arayı bulmayı.
*Durumları yönetmeyi.
Sanırm bunların toplamı erdemli olmayı gerektiriyor. Daha yeni yeni öğreniyorum.
İlginç bir zamanda Allah'ın isimleri ve anlamlarını düşünmeye başladım.
Hiç düşündünüz mü? Allahın 99 ismi vardır ama içinde ALLAH veya TANRI kelimeleri geçmez.
Aslında bu 99 özellik içindeki bazı özelliklerden bir veya birkaçı insanlarda bulunur.
Bu özellikler ne kadar fazla ise ona çok iyi insan demeye başlarız.
Hiçbir canlıda bu 99 özellik toplanamayacağı için de Allah olamaz.
Birden bu beliriverdi aklımda. Erdemli olmak nedir? derken.
Yine de kendini bilmek farklı bir olgu...
Kısaca bunları düşündüm, yazdım, arz ederim...
Susesi otel diye bir yerde kalıyoruz. Otel güzel nezih ve büyük. Yemekleri, ikramları da güzel.
Günden güne daha çok 'Polyanna' yı anlamaya başladım.
Kaldığımız oda tekerlekli sandalye kullanan kişilere uygun dizayn edilmişti. Küveti yok, giriş katı vs vs gibi özellikleri var, amaç sadece uyumak ve konaklamak olduğuna, engelli olmadığım için şükrettim ve odayı sevmeye başladım.
Aslında kullanım kolaylıkları da yok değil. Klozetin yanında tutunma demirleri var, duşa girerken eşyaları koymaya yarıyor...
Organizasyon çok güzeldi.
Özellikle Cuma gecesi RIM eğlencesini unutamayacağım.
Her ne kadar bitkin olsam da 23 te Seçille konuştuktan sonra uyuyamadım, arkadaşları bi kolaçan etmek için gittim ben de kaldım... Gerçekten de 'Bay J' gösterisi güzeldi. Parçaları da çok güzeldi... Uzun süreden beri böyle keyifli bir gece geçirmemiştim güzel oldu...
Yönetici olmak bazen kolay bazen zor.
Hele hele sorumluluklarınızı yönetmeyi becerebilmek ise başlı başına bir beceri.
Bu çalışma gezisi bana yine pekçok şeyi öğretti/hatırlattı.
*Bazen görüp ama görmemeyi.
*Çalışma arkadaşların için ufak tefek jest ve kolaylıklar yapmayı ve bunu göstermemeyi.
*Grup içindeki davranışları inceleyip yorumlamayı, gelecekteki davranışlar için altyapı hazırlamayı.
*Eğitmeyi.
*Sert olmadan, çok ta yumuşamadan arayı bulmayı.
*Durumları yönetmeyi.
Sanırm bunların toplamı erdemli olmayı gerektiriyor. Daha yeni yeni öğreniyorum.
İlginç bir zamanda Allah'ın isimleri ve anlamlarını düşünmeye başladım.
Hiç düşündünüz mü? Allahın 99 ismi vardır ama içinde ALLAH veya TANRI kelimeleri geçmez.
Aslında bu 99 özellik içindeki bazı özelliklerden bir veya birkaçı insanlarda bulunur.
Bu özellikler ne kadar fazla ise ona çok iyi insan demeye başlarız.
Hiçbir canlıda bu 99 özellik toplanamayacağı için de Allah olamaz.
Birden bu beliriverdi aklımda. Erdemli olmak nedir? derken.
Yine de kendini bilmek farklı bir olgu...
Kısaca bunları düşündüm, yazdım, arz ederim...
30 Kasım, 2007
Sıkıntı
Bu akşam keyifli omadığımı fark ettim.
Ne tv izlemek ne dergi/kitap okumak keyiflendirmedi beni.
Duru ile de fazla oynayamadım...
Allah allah ne oluyor, depresyonda falan da değilim.
Gecenin 2 si oldu 32. Gün de Türk-Yunan konulu belgesel niteliğindeki programı izledim. İlgimi de bayağı bir çekti aslında...
Keyifsizliğimde sürüyor. Uykum da gelmedi.
Neyse yatalım bakalım uyuyup yarın erken kalkmak gerekecek.
Herkese iyi geceler tatlı rüyalar
Ne tv izlemek ne dergi/kitap okumak keyiflendirmedi beni.
Duru ile de fazla oynayamadım...
Allah allah ne oluyor, depresyonda falan da değilim.
Gecenin 2 si oldu 32. Gün de Türk-Yunan konulu belgesel niteliğindeki programı izledim. İlgimi de bayağı bir çekti aslında...
Keyifsizliğimde sürüyor. Uykum da gelmedi.
Neyse yatalım bakalım uyuyup yarın erken kalkmak gerekecek.
Herkese iyi geceler tatlı rüyalar
04 Kasım, 2007
Ensonunda Hesabımı yeniden tanımlayabildim
2005 yılında aldığım hesabımı en sonunda yeniden kendi adıma alabildim.
Sorun şu ki eski halini yeni haline bir türlü ekleyememiştim.
8 kez yazdıktan sonra artık sorun ortadan kalktı sanırım...
Şükürler olsun.
Yeni yazılarla beraberiz (-:
Sorun şu ki eski halini yeni haline bir türlü ekleyememiştim.
8 kez yazdıktan sonra artık sorun ortadan kalktı sanırım...
Şükürler olsun.
Yeni yazılarla beraberiz (-:
17 Mart, 2005
Başlangıç
Başlangıçlar güzeldir.
Bitirmenin yarısıdır.
Ben de ilk blog olayına girdiğim bu başlangıcı yapıyorum.
Bana ve dostlara hayırlı olur. İletişim herşey ise bunu biraz daha ileri taşımış biraz da olsa farklılaştırmış oldum.
Herkese sevgilerimle
Hakan Şengül
Bitirmenin yarısıdır.
Ben de ilk blog olayına girdiğim bu başlangıcı yapıyorum.
Bana ve dostlara hayırlı olur. İletişim herşey ise bunu biraz daha ileri taşımış biraz da olsa farklılaştırmış oldum.
Herkese sevgilerimle
Hakan Şengül
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)