19 Eylül, 2010

Bir Zamanlar

Bazen duyardım, "Geçmiş Zaman Olur ki Hayali Cihan Değer".
Ne demek olduğunu sanırım insan çatı arasını karıştırıken bir daha fark ediyor.
Ben de bu akşam azıcık çatı arası karıştırdım. Bir zamanlar aldığım kasetler, 3,5 lik disketler, zip drive dediğimiz IOMEGA 1 GB lik kartuş vb gibi birkaç eski teknoloji buldum.

İçlerinde en çok hoşuma giden de Yeni Türkü'nün Aşk Yeniden kasedi oldu. Hemen teybe taktım ve dinlemeye başladım.
Karanfil; en sevdiğim parça. Allahım, o ne güzel hatıralar. Aldı götürdü beni 1989 yılına, bu kasedi lisede iken almıştım. O zamanlarda Yeni Türkü benim için -ud ve kanunun, gitar ve fülütün, kabak kemane ile adını bilmediğim pekçok enstrüman ile güzel ezgiler yapan, pekçok enstrümanın birlikte çaldığı Derya Köroğlu'nun sesinden ruha hitap eden şarkıların söylendiği- bir gruptu. 1997 de ki dörtlünün dağılmasına kadar da böylele gitti.
Gerçi halen de varlar "AMA" eski tat ne yazık ki yok. (veya ben böyle düşünüyorum) 73 yılı kuşağı çocukları olarak sanırım bazı kuşaklar arasına sıkışıp kalmıştık.
(1980 lerde çocuk olup ne olduğunu anlamayan, Hipilerin düşüncelerinin ne olduğunu bilmeyen, karışmış saç ve sakal içinde olanlara veya üstümüzü başımızı batırdığımızda anneannelerimiz tarafından söylenilen kelime)
İşte benim de lise-üniversite arasındaki zamanda keşfettiğim bir gruptu Yeni Türkü.

Yeni Türkü deyince; Derya KÖROĞLU, Selim ATAKAN, Cengiz ONURAL, Fuat OBUROĞLU, Murat BUKET i hatırlıyorum.
Hele hele Karanfil şarkıların çaldıklarında tüylerimi ürpermesini halen anarım halen de içim bir hoş olur.
Sadece "Karanfil" mi, Fırtına, Eftelya, Başka Türlü Bir Şey, Yeşilmişik, Öyle Sevdik, Olmasa Mektubun, Vira Vira,  gibi şarkıları hep sevdim. Sanırım 60-70-80 doğumlu olanlar bile sevdi...

Ardında Süper Baba'nın o canım dizisinin film müzikleri geldi. Hatta dizinin girişinde bir klip kıtınsı vardı ki  fülüt ile o sesin nasıl çıktığını ve ruhun derinliklerine hitap edildiğini bugün bile anlayamam.

Geçen gün TV de müziğin insan üzerine etkilerini anlatan bir belgesel vardı. Bol bol psikologların konuştuğu güzel bir belgeseldi. İşte o an aklıma hangi müziklerden veya şarkılardan hoşlandığım aklıma geldi.
Tavan arasında bulduğum kaset te bu soruyu tam olarak kendime sormamı sağladı. (düşük bir cümle oldu, gece yarıs benden bu kadar idare edin)
Sanırım Türk Ezgileri ile bazı batı enstrümanları (gitar gibi) karışımı olan müzikler hoşuma gidiyor.
Yeni Türkü, Moğollar, M.F.Ö.,  bu gibi gruplara baktığımda hem Türk hem de Dünya enstrümanlarının harmanlanması ortaya çıkan ezgileri sevdiğimi fark ettim. Bugüne kadar bir müzik aleti çalamadım, sesim de şarkı söylemek için fazla "bet" tir. :) dolayısı ile dinlemek, bazen eşlik etmek bana yetiyor...
İşte bir tavan arasında bulunan bir kasetçik beni ta eski zamanlardan aldı bugünlere getirdi...

Geçmiş Zaman Olur ki Hayali Cihan Değer...
Boşuna dememişler, eskilerde yaşadıklarımız, o zamanlar, değerini bildiklerimiz/bilemediklerimiz, arkadaşlıklarımız çocukluklarımız hep güzeldi... Tabi bunları tatlı bir anı olarak hatırlamak, eskide kalmamak kaydı ile  :)))

Ara sıra tavan arasını karıştırmak güzel oluyor...
Bayramda seyranda ailenizin yanına gittiğinizde, kendi evinizde, eski tanıdık bir yere gittiğinizde;
Hadi... Siz de yapın.

Hiç yorum yok: