20 Eylül, 2010

Yeni Türkü

Bu akşam tavan arasını karıştırırken Yeni Türkü'nün "Aşk Yeniden" kasedini (MC) bulmam beni ayrı bir sevindirdi...
Hatta çok sevindirdi. Oturup bilgisayarda bunu yazınca biraz eskileri karıştırmak, internette araştırma yapıp eskiklikleri de gidermek istedim. Google'a "Yeni Türkü" yazdığınızda 825.000 kaynak çıkmakta. Sanırım benim yazılarımdan sonra 2 tane daha artmış olacak :-)))

1988-89 yıllarında ilk kasedimi aldığımda Yeni Türkü severliğim başladı. Daha sonra üniversite hazırlık kursuna gittiğim ve harçlığımın yettiği haftalarda eski kasetlerinden almaya başladım. Buğdayın Türküsü kasedini aldığımda da tüm set tamamlanmıştı. Her ne kadar Buğdayın Türküsü diğerleri kadar hoşuma gitmese de seriyi tamamlamak bile benim için hoştu...
Edirne'de Saraçlar caddesine ışıkların oradan girdiğinizde solda kalan bir müzik dükkanı vardı. O sıklıkla ziyaret ettiğim bir yerdi. Zaten fazla kasetçi yoktu Edirne'de diye hatırlıyorum. İki elin parmaklarını geçmezdi. Bir zamanlar Nihan Ablamın doldurttuğu yabancı kasetler varken kaset çoğaltmak, doldurtmak yasaklanınca hazır kasetlere geçilmişti. İşte benim üniversite hazırlığı yıllarına rastlar Yeni Türkü severliğim.

Şöyle bir düşündüğümde bende iz bırakan, bazılarının sözlerini hatırladığım pekçok parçası var.
En sevdiğim ise Karanfil'di. Nedendir bilmem Karanfil şarkısına ayrı bir ilgi duyarım.
Karanfiller açıyordu o zamanlar gözlerinde, bir baksam kül olurudum yüzüne...
Hem sözleri hem ezgisi çok hoşuma gider.
Gerçi hoş, bu yazıyı yazarken de Bob DYLAN (CD:Desire)dinlemek te ilginç... Bu akşam ciddi bir eski zamanlar yaşamaya başladım. Bir ara Duru ile iş yaparken Duru'nun gençlik yıllarında hangi şarkıları sevecek nelerden hoşlanacak diye düşündüm. Bu durum insanı biraz daha yazmaya itiyor. Hayat ta askerlik gibi, her geçen gün bir rütbe alıyorsun. Sen istemesen bile belli bir zaman sonra çömezlikten ustalığa geçiyorsun. Senin yaptıklarını yeni gelenler yapmaya başlıyor. Sıra ile rütbe alıyorsun yükseliyorsun. Daha sonra da komutanlığa yükselip ilerliyorsun... Teümen, Üstteğmen, Yüzbaşı derken bir bakmışsın General olup diğer diyarlara gidiyorsun. Bir bakıyorsun ki er olarak başladığın hayat seni bir yere taşımış... İşte hayatı da kısca anlattım... :)

Tekrar dönecek olursak konumuza, lise yılları Yeni Türkü'yü tanımakla geçti. Üniversiteye geldiğimde ise evden uzak olmanın verdiği buruklukla olsa gerek daha da sever oldum Yeni Türkü'yü. Türk ezgileri olması, yeni bir akım olması ben cezbetmişti. Gitardan klasik kemençeye, blok fülütten uda kadar hemen hemen bizden olan her enstrüman vardı... Sanırım benim gibi pekçok kişiyi çekmesindeki nedenlerden biri de bu.
Ders çalışırken kasetleri dinlediğim şarkılar hep hatırımda, (bugün anlıyorum ki ders çalışırken müzik dinlemek yapılmaması gereken bir yanlış).

Bu sevgi ta 1997 ye kadar devam etti (üniversiteden 96 da mezun olduğumu düşünürsek) 1995 te Süper Baba'nın film müziklerinin de yapılması beni mest eden kasetlerden biri idi.

Sözlere bakacak olur isek yine gençleri fetheden sözleri görmekteyiz. Maskeli Balo ve Çember sanırım en akılda kalanlardan. Yoldan geçen ve 30-45 yaşları arasında birine soracak olursanız sanırım bu iki şarkıyı söylecektir. Telli Turna ve Fırtına da bilinirlik açısından takip eden şarkılarıdır.
Tabi radyo ve TV lerde sık çalınmasının nedeni ile hızlı tüketilmesi ve tüketmemiz için sık dinletilen şarkılar olması da cabası sanırım.

Bu durum taa ki 1997 ye kadar devam etti. Hepsi arı bir yetenek olan 3 kişi Fuat Oburoğlu, Cengiz Atakan ve Murat Buket'in ayrılması ile benim iyi dörtlü dediğim grup ne yazık ki ayrıldı. Bir daha da eski "DEM"ini veremedi... Her ne kadar yeni kanların gruba katılması ile devam edilse de 83-95 arasındaki tansiyonu yakalayamadılar.
Bana göre eski heyecan yok, amatör ruh yok, yaratıcılık ve bizden olma kısmı yok.
Bu akşam bir de sitelerini inceledim.
Eskiden 4 kemik kadrodan dediğim bazılarının video röportajlarını izlemek te çok keyifliydi. Yaşlar -biraz- ilerlemiş, olgunlukları biraz daha artmış (aslında eskiden de olgundular) eskiyi daha güzel ve daha iyi anlatıyorlardı.
(İzleyin: http://www.yeniturku.org/mura-buket  / http://www.yeniturku.org/videolar / )


Aynen:
Sessiz gelir yanıma
Başını dizime yaslar
Öylece uyur yağmur çiseler... demek gibi sanırım...

Her ne olursa olsun, dağılmış ta olsalar, o zamanki demin şarkılarını bana sevdiren YENİ TÜRKÜ yü hep sevmişimdir...
Aklıma gelenleri sizlerle paylaşmak istedim.
Eğer buraya kadar okuduysanız sanırım sizde Yeni Türkü sevenlerdensiniz.
Dünyanın Kapılarını açmanız dileklerimle.

Hakan

Hiç yorum yok: